Blog yazma amacım

19 Eyl

Bu blog sayfasını yazma amacım bilgi paylaşımı yapmak olup yazılım dünyasına az da olsa fayda sunabilmektir. Amacım arama motorlarında ön sıralarda çıkıp kullanıcıya hiçbir katkı sağlamayan ve sadece zaman kaybettiren bir web içeriği sunmak değildir. Amacım arama motorlarında aradığı başlığı bulan kullanıcıya aradığı şeyi sunmuş olabilmek ve eğer lütfeder ise bir teşekkürünü alabilmektir. Kafamda birçok konuyla ilgili ufakta olsa yazıya dökülebilecek bilgiler var. Ancak bunları eksik şekilde yazmak, okuyucuya bir fayda sunmayacağı gibi okuyucunun vaktini boşa harcamasına sebep olacaktır. Bu nedenle yazıya dökmediğim birçok konu da mevcuttur. Aynı hassasiyeti boş yazılarla vaktimizi çalan blog yazarlarından da bekliyorum.  İnternette var olan konulara farklı yönlerden yaklaşabilir, farklı örnekler vererek konuları anlaşılır bir biçimde sunabiliriz. Ancak eksik ve yanlış bilgiler sunmak mesleğimize yapılmış bir saygısızlıktır.

Yapay yöntemlerle arama motorlarını kandıran ve bu uğurda gerçek bilgiyi sunan sitelerin haklarını sömüren internet siteleri sahiplerine ve kendini Hacker zannedenlere duyurulur.

Windows mu Linux mu?

17 Eyl

İşletim sistemlerine karşı fanatizm boyutunda bir taraf tutma savaşı vardır. Linux taraftarları ve Windows taraftarları topluluklarda ve sosyal medyada kısır tartışma içerisindedir genelde. Bu tür tartışmalara girmeden önce, işletim sistemlerinin neyi hedeflediğini bilmemiz gerekmektedir. Amacımıza uygun işletim sistemini seçebiliyor muyuz diye bir bakmamız gerekir ilk önce. Fakat amaca uygun işletim sistemi nasıl seçilir? Hangi tarafta durmamız gerektiğini nasıl belirlemeliyiz?

Microsoft firmasının Windows işletim sistemini çıkarma amacı ve inancı, gelecekte her evde bir kişisel bilgisayar olmasıydı. Her evde bir bilgisayarın olması demek bir de işletim sisteminin olması demektir. Windows işletim siteminin ev kullanıcılarına dönük yani profesyonellik istemeyen bir ilkesi vardır. Yani herkesin kullanabileceği bir işletim sistemidir Windows. Amacına uygun şekilde yapılmış mı? Bence evet. Öyle olmasaydı çoğunluk Windows işletim sistemini kullanmazdı. Çoğunluğun Windows kullanması belki başka seçeneğin olmamasından kaynaklanıyor diye akıllara gelebilir ama günümüzde başka işletim sistemlerinin de olması Windows işletim sistemini kenara attıramamıştır.

Gelelim Linux tarafına. Linux işletim sistemi, ev kullanıcısından ziyade daha profesyonel kullanıcılara hitap eden bir işletim sistemidir. Linux, kullanıcıya her şeyi hazır olarak sunmaz. Daha fazla bilgi ve emek ister. Programlar kapalı kutular şeklinde değil açık kaynak şeklindedir. Bilgili ve profesyonel olmadan her şey açık kaynak, her şey özgür sloganlarıyla Linux kullanmaya kalkan acemi kullanıcılar, bir ekran kartı sürücüsünü 1 günde yükleyemeyince hayal kırıklığı yaşayabiliyor.

Profesyonel olmak kişinin özgür seçimidir. Bilgisayar sistemleri konusunda belli bir noktaya gelenler ve işletim sistemi çekirdeği seviyesinde çalışma becerisine sahip olan kullanıcılar gayet tabi Linux işletim sistemini seçebilir. Bilgisayar mühendisleri, gömülü istemlere yazılım üretenler için açık kaynak ve Linux biçilmiş kaftandır diyebilirim. Ancak ev kullanıcıları, işletim sistemi seviyesinde çalışacak yazılımlar üretmek isteyenler ve kolayca yazılım üretip kullanmak isteyenler için de Windows kullanmak avantajlı olur diyebilirim.

Linux tarafında duranlar da genelde önce Windows işletim sistemini kullanıp sonra Linux tarafına geçenlerdir. Kabul etmeliyiz ki Windows işletim sistemi olmasaydı çoğumuz bilgisayar sistemlerini geç tanırdık ve birçok kullanıcı da hala bilgisayar kullanamıyor olurdu. Bilgisayarlar şirketlere ve geliri üst seviyede olan insanlara has ürünler olurdu. Ev kullanıcısına ulaşması çok daha uzun seneler alabilirdi. Bu nokta da insanlığı Windows işletim sistemiyle tanıştıran Microsoft firmasının hakkını yememek gerek.

Şeçim sizin…

Blog sayfam 1 yaşında

19 Ağu

Bugün 19 ağustos 2012. Bir yıl önce web dünyasına açtığım blog sayfam bugün ilk yaşına girdi. Yeni yaşında sayfamın temasını da değiştirmek istedim.

Blog maceram nasıl mı başladı?

Genelde bir işi yapmayı hedeflediğimde, genelde o işi bir takvime bağlarım. Ancak blog sayfamı şu zaman başlarım bu zaman başlarım derken epey zaman geçirmiştim. Bir gün, “ben bu işe başlıyorum artık” dedim. Hemen alan adı ve hosting işlemlerini halledip yazılarımı yazmaya başladım. Demek ki bazı şeyleri yapmak için plan yapmaya gerek yokmuş.

Aklıma takılan sorunları ve çözümlerini yazarak başladım işe. Ardından unutmaya meyilli olduğum,  yani sık kullanmadığım konular hakkındaki yazılarımı da eklemeye başladım siteme. Derken uzadı uzadı gitti. Bir senede epeyce birikim yapmışım.

Eğer blog yazmaya başlamasaydım, unuttuklarımı bana(kendi dilimle) hatırlatacak bir hatıra defterim olmayacaktı. Diğer taraftan, yazdıklarımı diğer geliştiricilerle de paylaşılmış oldum. Bazen olumlu geri dönüşler almak gerçekten hoşuma gidiyor.

Bence her programcı cesur olmalı ve bir blog sayfası tutmalı. Nasıl biz zor durumda kaldığımızda başkalarının paylaşımlarından faydalanıyorsak, başkaları da zor durumda kaldığında bizden faydalanabilmelidir.

Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) Nedir ?

30 Tem

Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS), teknolojinin birçok dalının bir araya gelerek coğrafi veri üreten kurum ve kuruluşlara, veri üzerinde tasarım ve analiz imkanı sağlayan bir yapıdır. Verinin şekillendirilip anlamlı hale gelmesiyle kurum ve kuruluşlar, coğrafi verilerle de artık stratejik planlarını rahatça yapabilecek hale gelmektedirler.

Kullanım alanları

Ülkemizde CBS işlerinin devlet eliyle Ulusal Coğrafi Bilgi Sisteminin oluşuturlması, kontrolü ve yürütülmesi amacıyla 2011 yılında Coğrafi Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü kurulmuştur. Bu da devlet olarak işin önemini benimsediğimizi ortaya çıkarmıştır.

İşin idari boyutundan ziyade, teknik boyutu hakkında konuşmaya devam edelim.

CBS, teknik olarak birden fazla alana yayılmış şeklidedir.

  • Haritacılık. (CAD, ArcGIS, ArcMAP,diğer yazılımlar)
  • Sistem (Harita yayınlarının sunumu, Sunucuların optimizasyonu)
  • Veritabanı (Oracle, MsSQL,…)
  • Yazılım (Silverlight, Java Flex, Javascript)

Yani tek başına CBS diye birşey yoktur. CBS uygulamalarının hayat bulabilmesi için sağlam bir ekibin oluşturulması şarttır.

CBS uygulamalarını şu şeklide sıralayabiliriz: Kent Bilgi Sistemi, Orman Bilgi Sistemi, Karayolları Bilgi Sistemi, Arazi Bilgi Sistemi, Tapu ve Kadastro Bilgi Sistemi, Lojistik Bilgi Sistemi, İç Güvenlik Bilgi Sistemi, Araç İzleme Bilgi Sistemi, Trafik Bilgi Sistemi, Kampüs Bilgi Sistemi, Deprem Bilgi Sistemi, Harita Bilgi Sistemi, vb. şekilde adlandırılırlar.

CBS uygulamalarının kullanım alanlarını da şu şekilde sıralayabiliriz: kaynak yönetimi, varlık yönetimi,alt yapılar (doğalgaz, elektrik, su), kentsel planlama, madencilik, askeri alanlar, trafik ve karayolları, ticaret… şeklinde sıralayabiliriz.

CBS, metinsel veriler yerine coğrafi verilerler çalışan bir sistemdir. Örneğin deprem inceleme merkezleri ölçekler vasıtasıyla deprem olan yerlerin koordinatlarını alarak, şu saatte şu koordinatta deprem olmuştur, şeklinde bir liste tutarlar. Bu, kağıt üzerinde metinsel bir veridir. CBS sayesinde bu koordinatlı metinsel veriler, harita üzerinde de görünür hale gelektedir. Aynı şekilde doğalgaz, su hatları, yollar gibi stratejik önemdeki veriler de tek noktadan yönetilebilir hale gelmektedir. Örneğin bir caddedeki doğalgaz kesintisinden etkilenecek vatandaşların listesi alınıp, bu kişilere otomatik mail göndererek veya otomatik arama yaparak and kayıtlarıyla bilgiler vermek mümkündür.

Yani CBS, gelişen dünyanın olmazsa olmazı haline gelmiştir.

Sunucunun gelen requestlere tepkisi

19 Tem

Web sunucunuza peş peşe gelen gelen requestler karşısında işlemci (CPU) ve belleğinizin (RAM) tepkisi nasıl olur diye düşündünüz mü?

Ben bunu gerçekten merak ediyordum. Sonucu görmek için test sunucumu, C# ile yazdığım bir bot yardımıyla request yağmuruna tuttum.

Acaba RAM mi daha fazla yorulur CPU mu sorusunun cevabını bulmak üzereydim. Tabi sonuç tüm sunucular için aynı olmayabilir. Çünkü istek gönderilen sayfaların veritabanını kullandığı, diskler arama yaptığı, bellek gerektirecek işlemler yaptığı göz önünde bulundurulmalıdır.

Benim aldığım sonuç şu şekildeydi.

Bellekte neredeyse hiç bir tepki olmazken CPU %80 – %90 gibi seviyelere ulaştı.

Android Sony Ericsson Xperia Neo Wifi IP Problemi

28 Mar

Merhabalar,

Sony Ericsson Xperia Neo markalı android işletim sistemli telefonuma işletim sistemi güncellemesi yaptıktan sonra, ne hikmetse evdeki ağımadan faydalanamaz hale geldim. Ağa bağlanıyorum fakat saniyeler içinde bağlantı kopuyordu. Epeyce uğraştırdı beni. Yaptığım araştırmalar sonucunda çözümü IP sabitleyerek bulabildim.

Ağ ayarlarından, gelişmiş ayarlar bölümüne girerek , “Statik IP Kullan” seçeneğini işaretleyerekIP ayarlamalarını elle vererek bu sorunu şimdilik aşmış gibi görünüyorum. Böyle bir sorunla karşılaşıyorsanız bu yöntemi deneyebilirsiniz. Sizin için de çözüm olabilir.

IP: 192.168.1.102
Gateway: 192.168.1.1
Subnet Mask: 255.255.255.0
DNS1: 8.8.4.4

Bu çözümü sadece sony telefonlarda değil samsung telefonlarda da uygulayabilirsiniz. Muhtemelen sorun android işletim sisteminin yeni sürümlerinden kaynaklanıyor.

Tekrar görüşmek dileğiyle.

WordPress otomatik güncelleme uyarısı

23 Oca

WordPress sitesini admin panelinden güncellemek isteyen bütün wordpress sitesi sakinleri güncelleme süresi boyunca “Zamanlanmış bakım dolayısıyla site uygun değil. Bir kaç dakika içinde tekrar kontrol edin.” uyarısını görecektir.

 

Bu uyarıyı gördüğünüzde paniğe kapılmanıza gerek yok. WordPress otomatik olarak kendini bakım moduna almıştır. 5 – 10 dakika süre sonunda güncelleştirmeler biter ve siteniz çalışır hale gelir. Güncelleme dosyalarının indirilme ve güncelleme süresi hosting locasyonu, server internet bağlantı hızına göre değişebilir.

Tekrar görüşmek üzere herkese iyi güncellemeler…

2011 Yılının En Pahalı Bilgisayar Hataları

23 Oca

2012’ya girerken haber ve magazin kanallarında 2011 yılında yaşanana ilginç olayları izledik. Bilgisayar dünyasında yaşanan ve medyada pek yer almayan ancak dolaylı olarak toplumun tümünü ilgilendiren olaylar da olmadı diyemeyiz. Bilgisayarı yöneten ve programlayan da insanlar olduğuna göre hatalar kaçınılmazdır. Yazılım ve bilgisayar ağlarında oluşan insan hatalarının nelere yol açtığını görmek ister misiniz?

Yazılıma ilgi duyan biri olarak son zamanlarda okuduğum ilginç yazılardan birini sizinle paylaşmak istiyorum.

  1. Bir finans firması olan AXA Rosanberg, yatırım modelini oluşturan yazılımdaki bir aksaklık yüzünden 217 milyon dolar kaybetti. Firma müşterilerinden bu durumu gizlese de ABD menkul kıymetler ve borsa komisyonuna 25 milyon dolarlık para cezası ödemek zorunda kaldı.
  2. Bir otomobil üreticisi olan Honda, otomatik vitesi kontrol eden yazılımdaki sorun nedeniyle 2.5 milyon aracı geri çekmek zorunda kaldı. Bu da kötü yazılmış birkaç satır kodun sunucu olarak kayıtlara geçmiş bulunuyor.
  3. Japon bankası Mizuho Financial Group müşterileri ATM ağı ve internet bankacılığı sistemindeki yazılımdan dolayı bir sorunla karşılaştı. Bunun sonucunda 1.5 milyon dolarlık maaş ödemesi gecikti ve 9 milyon dolarlık işemde yapılamadı.
  4. ABD ordusunun, birliklerde veri paylaşımı gibi işlemleri ve ağdaki diğer önemli işlevleri yerine getiren 2.7 milyon dolarlık bulut bilişim ağı çöktü. Bu durumdan dolayı hayatlarının tehlikeye girmesinin yanında para ve zaman kaybının lafı bile edilemez.
  5. Şimdi de müşteriler açıcından cezbedici bir hatayla karşı karşıyayız. Commonwealth Bankasının ATM ağındaki bir oluşan aksaklık, makinelerin rastgele müşteri hesaplarına yüksek miktarlarda para aktarmasına sebep oldu.

Durum böyle olunca aklıma ilk gelen “Böyle bir hataya ben sebebiyet versem ne olurdu?” sorusuydu. Maaştan kesilirdi herhalde 🙂

Kaynak: http://gizmodo.com/5868029/the-worst-computer-bugs-of-2011

Afrikalı çaresiz küçük kız

29 Tem

Birkaç kilometre ilerdeki yardım kampına ulaşmak isteyen fakat açlıktan adım atacak hali kalmamış ve çaresizce yere kapanmış küçük bir kız. Hemen arkasında bekleyen fırsatçı bir akbaba.

Yaşam  ile ölüm arasındaki o ince çizginin görünür hale geldiği anda bir insan belirdi küçük kızın yanında ve fotoğraf makinasıyla o anı dondurdu. K. Carter 1994 yılında çektiği bu fotoğrafla hayalindeki Pulitzer ödülünü kazandı.

Olayın devamında Carter’e küçük kıza ne olduğunu soruldu. Olayın devamı en az bu fotoğraf karesi kadar içler acısıydı. K. Carter küçük kıza yardım etmediğini fakat akbabanın korkarak oradan uzaklaştığını, kızın yaşayıp yaşamadığını bilmediğini söyledi. Neden yardım etmedin sorusuna ise “Yardım ekibinden değildim. Fotoğrafçıydım” cevabını verdi.

Bu olayın ardında K.Carter 1994’ün bir haziran günü intihar ederek yaşamına son verdi.